Eylül 24, 2012

El Clasico Denilince



El Clasico denildiğinde akla ilk gelen iki isim ve iki takım geliyor.Cristian Ronaldo, Katalanların yıldızı Lionel Messi, Real Madrid ve Katalan Takımı Barcelona.
Muhtemelen çoğu futbolseverin El Clasico’ya yüklediği anlam ve ifadeler bunlardır.Ancak El Clasico bunun ötesinde bir karşılaşmadır.
El Clasico! Kulüpler bazında dünyada en çok izlenilen Futbol karşılaşmasıdır. En son karşılaşmayı tahmini rakamlara göre 400 milyon insan izlemiş.Sportif olarak ülkenin en başarılı iki futbol kulübü birbiri ile karşılaşınca, büyük bir rekabetin oluşması gayet doğaldır. Ama 109 yıllık bir tarihi bulunan El Clasico, bir sportif rekabetten çok ötedir.

İki şehirde hem nüfus olarak, hem deekonomik açıdan ülkenin en büyükmetropolleri. Bir tarafta 3.3 milyon nüfusu bulunan Madrid, diğer tarafta 1.6 milyon nüfuslu Barcelona. Bir tarafta tarihi Kastilya’ya ait, ülkenin başkenti Madrid, diğer tarafta Akdeniz’e limanı olan, Katalonya bölgesinin başkenti Barcelona. Bu karşılaşma o yüzden sadece bir sportif rekabeti değil, ayni anda bölgesel, kültürel ve tarihi bir çekişmeyi içerir. Ve tabii ki de bir siyasi çekişmeyi. Özellikle 1936-1939 yıllari arasında yaşanan İspanya İç Savaşı’ndan sonra, politik olarak bölünmüş ve gerginleşmiş ülkede, hep polemiklere yol açmış karşılaşmalar ve kararlar yaşanmıştır bu iki ekibin arasında. El Clasico’nun efsanesine göre de, bir tarafta otoriter İspanya’yı temsil eden Real Madrid, diğer tarafta da özgürlüğü ve Akdeniz yasam kültürünü temsil eden Barcelona kapışır.

EL CLASİCO’NUN BAŞLANGICI YA DA REKABETİN DÜŞMANLIĞA DÖNÜŞTÜĞÜ GÜN!

13 Haziran 1943. İlk maçı 3-0 kazanmış olan Barcelona, Madrid‘deki kupa rövanşında devreyi 8-0 geride kapatır. Hakemlerin, Franco’nun dikta rejimine bağli olduğunu, karşılaşmaya hile karıştığını ve maçın gidişatının önceden belirlendiğini öne süren Barcelonalılar, ikinci devreye çıkmama kararı alır. Bunu duyan güvenlik görevlileri, Barcelona’nın soyunma odasını basarak, silah zoruyla futbolcuları maçı bitirmeye zorlar. Karşılaşma El Clasico tarihinin en farklı skoru ile biter: 11-1. Bu maçtan sonra tartışmalar ve karşılıklı hakaretler o kadar ileri gider ki, İspanya Futbol Federasyonu iki kulübün başkanını da görevlerinden almak zorunda kalır, ama bugüne dek süren düşmanlığın tohumları atılmıştır.

Dİ STEFANO TARTIŞMALARI VE REAL MADRİD'İN FRANCO’NUN TAKIMI OLUŞU

Barcelona taraftarları, Real Madrid’in başından beri Franco’nun takimi olduğunu iddia ederler. Real Madrid taraftarları ise kulüplerini, FC Barcelona’nın aksine, hiç bir zaman politik bir kulüp olarak görmemiştirler. Gerçektende Franco’nun favori takimi başta Real Madrid değil, Atletico Madrid idi. Real Madrid, Barcelona’nın aksine, iç savaştan sonra çok uzun bir dönem toparlanamamıştır. O dönemlerde daha çok Atletico Madrid (o dönemde Atletico resmi olarak hava kuvvetlerinin kulübüydü) ile Barcelona çekişmiştir. Real Madrid’in talihi 1953 yılında, Alfredo Di Stefano’yu transfer ederek döner. Aslına bakılırsa, bu transferde iki kulüp arasında büyük polemiklere yol açmıştı, çünkü Di Stefano ilk önce Barcelona’ya imza atmisti. Barcelona futbolcunun lisansını çıkarmakta zorluk yaşayınca, Real Madrid’in o zamanki başkanı Santiago Bernabeu, uzun uğraşlar sonunda Di Stefano’yu transfer etmeyi başarır. Buna da Barcelona itiraz edince, yine iki kulüp arasında uzun süre bitmeyen bir tartışma baslar. Sonunda İspanya Futbol Federasyonu, Di Stefano’nun her iki kulüp için de ikişer yıl oynamasını kararlaştırır. Bu kararı kabul etmeyen Barcelona, Di Stefano’yu kullanma hakkından vazgeçer. Bugün bile, Barcelona kulübünün bu hakkindan neden vazgeçtiği tam olarak bilinmiyor. Barcelona taraftarları, bunu Franco diktasının baskısına bağlarken, Real taraftarları, Barcelona’nın kendiliğinden vazgeçtiğini iddia eder.

Di Stefano transferi, Real Madrid için yeni bir dönemin başlangıcı olur. Bu transferden bir kaç gün sonra, Di Stefano iki gol atarak, Real Madrid’in Barcelona’yı 5-0 mağlup etmesine yol açar ve o sezonun sonunda, 21 yıllık bir aradan sonra tekrar Real Madrid şampiyon olur. Bu ayni zamanda Real Madrid’in altın döneminin başlangıcı olur. Şampiyonluklardan sonra, Avrupa Kupasın’da da başarılar gelmeye baslar ve Real Madrid, beş sezon üst üste Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasını kazanır. Franco, dış dünyaya tamamıyla izole olmuş ülkesine, uluslararası arenada görkemli bir temsilci bulduğu için Real Madrid’i desteklemeye baslar. Di Stefano’lu Real Madrid, 1963 yılında deplasmanda Barcelona’yi 5-1 mağlup ederek, başka bir El Clasico efsanesine imza atmıştır.

SAHAYA İNEN TARAFTARLAR VE ŞİŞELERİN SAHAYA FIRLATILDIĞI MAÇ!

Barcelona taraftarları, Franco rejiminde Real Madrid’in her zaman sistematik olarak hakemler tarafından kollandığını iddia eder. Bunun için örnek olarak da hep 6 Haziran 1970 yılında oynanan Copa del Rey çeyrek final karşılaşmasını gösterirler. 2-0 kaybedilen ilk maçın rövanşında, Barcelona 1-0 öndeyken, maçın hakemi ceza sahası dışında yapılan bir faule, Madrid lehine bir penaltı kararı verir. Bunu protesto eden Barcelona takim kaptanı da kırmızı kartla cezalandırılınca, seyircilerin sabrı taşar ve sahaya inerler. Mac yarıda kalır ve polis zar zor olayları kontrol altına alır. Aslına bakılırsa, Franco diktatörlüğü döneminde Real Madrid’inde hakemlerden şikayetçi olduğu maçlar yaşanmıştır. Bunun en bariz örneği, 11 Temmuz 1968 tarihli kupa finalinde, Santiago Bernabeu Stadı’nda görülmüştür. Bu maçı 1-0 Barcelona kazanır ve hakemin verdiği kararlara itiraz eden Madrid taraftarları, sahayı yüzlerce şişe yağmuruna tutar. O maçı yöneten hakem, o sezon Barcelona‘nın ligde toplam 13, kupada ise çeyrek finalden itibaren tüm maçlarını (Real taraftarlarına göre de, Barcelona’yı kollayarak) yönetmiştir. O maçtan itibaren, İspanya’da statlara cam sise sokması yasaklanmıştır.

FRANCO’NUN DÜŞÜŞÜNÜN BAŞLADIĞI GÜN!

17 Subat 1974! Bütün Barcelona taraftarlarının gülümseyerek hatırladıkları gün. Barcelona taraftarlarına göre, o gün Cruyff’un liderliğindeki ‘Katalan Özgürlük Savaşçıları’, Franco rejiminin göğsüne bıçağı, Madrid deplasmanında 5-0 galip gelerek, saplar. Bu sonuç, bugüne kadar Barcelona’nın Real deplasmanında aldığı en farklı galibiyettir. Sezonun başınnda Ajax’tan transfer edilen Cruyff, bu maçta bir gol kaydeder ve sezon sonunda şampiyonluk kupasina erişir. Ama bu maçın sportif yönünden çok, her zaman siyasi yönü vurgulanır. O tarih, zaten hastalıklardan zayıf düşmüş Franco‘nun karşıtları için, özgürlüğün başladığı gündür. Ayni sezonun kupa finalinde, Real’in Barcelona’yi 4-0 mağlup etmesi bile Franco’yu kurtaramamıştır.

DÜŞMANLIK BUGÜN NE BOYUTLARDA?

İspanya’da demokrasiye geçiş sürecinden sonra, tabii ki El Clasico’nun siyasi gerginliği azaldı ama aralarındaki düşmanlık hiç bir zaman bitmedi. Bu 2002 yılındaki karşılaşmada Barcelona’dan Real Madrid’e transfer olan Figo’nun Nou Camp'taki karşılama şekliyle görülmüştür. Korner kullanmak isteyen Figo’nun önüne bir bıçak, bir bilardo topu ve bir domuz kafası atan taraftarlar, maça 15 dakika ara verilmesine neden olur. Daha masum, ama ayni şekilde iki takim arasındaki gerginliği anlatan bir olay, daha yeni yaşanmıştır. Real Madrid artik Bernabeu Stat’ında, bir Barcelona’lı futbolcuyla aşk yasayan Shakira’nın şarkılarını çalmayacaktır. Bu gerginlik ayni şekilde futbolcuların üzerinde de hissediliyor.

2005 yılında şampiyonluk kutlamaları sırasında Barcelona’nın o zamanki futbolcusu Samuel Eto’o, kameraların önünde eline mikrofonu alarak ‘Madrid, seni boktan kulüp, Şampiyonun önünde eğil’ diye bağırır. Sonradan bu hareketinden dolayı özür dilese de, Real Madrid taraflarının Eto’o’ya olan sinirini geçirmez.


Bu sezon Beşiktaş takımını çalıştıran Bernd Schuster, 1980-88 yılları arası Barcelona formasını giymişti. 1983 yılında kupa finalini 2-1 kazandıktan sonra, Real taraftarlarına gidip orta parmağını gösteren Schuster, yinede 1988 yılında Real Madrid’e transfer olur, hatta 2007 yılında teknik direktörlük bile yapar. Madrid’den kovulması ise, yine Barcelona ile olan husumet yüzündendir. El Clasico’dan önce, ‘Bugünün Barcelona’sını mağlup etmek imkansız“ diyen Schuster’in görevine hemen son verilir. Real maçı yinede 2-0 kaybeder. O karşılaşma, bugüne dek süren beş maçlık Barcelona galibiyet serisinin başlangıcıdır.


YAKIN TARİHİN UNUTULMAZ MAÇLARI VE OLAYLARI!

Bugünkü Barcelona’nın felsefi babası olarak bilinen Johan Cruyff, teknik direktörlüğü döneminde berbat geçen bir sezon sonrası, tam kovulmak üzereyken 1990 kupa finalini Real Madrid’e karşı 2-0 kazanmay başarır ve takımının başınnda kalabilmek için yeni kredi kazanır. Sonrasında ise dört sezon üst üste İspanya şampiyonluğu ve 1992 senesinde de Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupasıgelir. O dönem Cruyff’un en çok sevdiği öğrencisi Guardiola, 2009 yılındaki takimin başında çıktığı maçta, Messi ve Henry’nin ikişer golüyle Madrid’i 6-2 mağlup etme başarısı gösterir. Bu maç, El Clasico tarihinde deplasmanda en fazla gol atılan karşılaşmadır. Başka bir unutulmaz anı, 2005 senesinde yaşanır. Barcelona deplasmanda 3-0 kazandığı maçta, Real Madridli taraftarlar, görkemli tempo driplinglerinden sonra iki gol kaydeden Ronaldinho’yu ayakta alkışlar. Bu şeref, bundan önce sadece 1982 yılında Madrid’de 2-0 kazanan Barcelona’nın başka bir efsane futbolcusu Maradona’ya aitti.
Başka unutulmaz bir maç ise 2008 yılında Madrid’de yaşandı. Uzun geçmişi olan bir âdete göre, Primera Division’da şampiyonluğu belli olan bir takıma, kalan rakipleri maçtan önce sıraya dizilip, alkış tutarak saygı gösterir. O sezon Real Madrid’in şampiyonluğunu ilk bu şekilde kutlamak zorunda kalan takım ise Barcelona’dır. Sadece maçtan önce kutlamak zorunda kalmazlar, karşılaşmayı da 4-1 gibi bir farklı skorla kaybederek, El Clasico tarihine kendi adlarına kara bir leke yazdırırlar. Bu maç, Real Madrid’in Barcelona karşısında aldığı son galibiyet olduğunu da belirtmek gerekir.

EL CLASİCO İSTATİSTİKLERİ!

Bilanço: 241 karşılaşma, 89 Real Madrid galibiyeti, 52 beraberlik, 100 Barcelona galibiyeti.
İlk karşılaşma: 13 Mayıs 1902! Real Madrid- Barcelona 1:3
Son karsılaşma: 27 Kasım 2010! Barcelona - Real Madrid 5:0
En yüksek Barcelona galibiyeti: 1 Kasım 1913! Barcelona - Real Madrid 7:0
En yüksek Real galibiyeti: 13 Haziran 1943! Real Madrid - Barcelona 11:1
En çok golün yaşandiği karşılaşma: 13 Nisan 1916! Real Madrid - Barcelona 6:6
En son Real galibiyeti: 7 Mayıs 2008! Real Madrid - Barcelona 4:1
Real Madrid’in kendi evindeki en farklı mağlubiyeti: 17 Şubat 1974! Real Madrid - Barcelona 0:5
Barcelona’nın evindeki en farklı mağlubiyeti: 27 Ocak 1963! Barcelona - Real Madrid 1:5

0 yorum :

Yorum Gönder



Bloglama Zamanı'nda yayınlanacak yeni yazılar e-mail adresinize gelsin.


Google Arkadaşım Ol
Bloglama Zamanı
Bloglama Zamanı

Google+ paylaşımlarımı takip etmek için çevrelerinize ekleyin.